mirror of
https://github.com/wangdage12/Snap.Metadata.git
synced 2026-06-17 15:24:51 +08:00
更新6.4元数据
This commit is contained in:
@@ -910,7 +910,7 @@
|
||||
"VisionOverrideLocked": "Ay Çarkı",
|
||||
"VisionOverrideUnlocked": "Ay Çarkı",
|
||||
"ConstellationBefore": "Beyaz At",
|
||||
"CvChinese": "昱头",
|
||||
"CvChinese": "Mace",
|
||||
"CvJapanese": "福圓美里",
|
||||
"CvEnglish": "Laura Welsh",
|
||||
"CvKorean": "Chun Song-e",
|
||||
@@ -925,6 +925,10 @@
|
||||
]
|
||||
},
|
||||
"Fetters": [
|
||||
{
|
||||
"Title": "Merhaba",
|
||||
"Context": "Adım Zibai. Bir zamanlar ölümlüler tarafından Beyaz At Adeptus olarak biliniyordum ama artık fanilerin diyarına indiğime göre bana sadece Zibai diyebilirsin."
|
||||
},
|
||||
{
|
||||
"Title": "Sohbet: Ay",
|
||||
"Context": "Toprağa bahşedilen göklerin, yağmurun ve bulutların bereketini tüm dünya paylaşır. Ay, asla yabancı bir diyar olmamıştır..."
|
||||
@@ -937,10 +941,6 @@
|
||||
"Title": "Sohbet: Adeptus Büyüsü",
|
||||
"Context": "Adeptus Büyüleri gerçekten mucizevidir, fakat kişi bu büyüleri geliştirmeden önce zihnini geliştirmezse tüm başarıları ayın su üzerindeki yansıması gibi en ufak bir dokunuşla dağılır."
|
||||
},
|
||||
{
|
||||
"Title": "Merhaba",
|
||||
"Context": "Adım Zibai. Bir zamanlar ölümlüler tarafından Beyaz At Adeptus olarak biliniyordum ama artık fanilerin diyarına indiğime göre bana sadece Zibai diyebilirsin."
|
||||
},
|
||||
{
|
||||
"Title": "Yağmur Yağdığında",
|
||||
"Context": "Ay zar zor görünüyor..."
|
||||
@@ -1217,11 +1217,11 @@
|
||||
},
|
||||
{
|
||||
"Title": "Karakter Hikayesi 1",
|
||||
"Context": "Liyue'nin dört bir yanında anlatılan Beyaz At Adeptus efsanelerinin onun yok oluşundan doğduğunu çok az kişi bilir.\nO, binlerce yıl önce ölümlülerin yolculuğuna rehberlik etmek için göklerden inen bir elçiydi.\nO, Kum Kristallerinin ve değerli taşların diyarı kadim Lang-Gan krallığını gözetirdi. Krallığın halkına toprağı işlemeyi ve dokumayı öğreten oydu. Bunun bir sonucu olarak halk, bereketli hasatlarla zenginleşti ve ambarları dolup taştı.\nBöylece, o kadim krallığın halkı ona Toprak ve Tahıl Tanrısı olarak tapınmaya başladı.\nOnun bilge öğütleri altında Lang-Gan, birleşmiş medeniyetin parıldayan bir incisi olarak refaha kavuştu.\nNe var ki hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Dünyanın ötesinden öngörülemeyen bir felaket indi ve gökyüzünde yıkıcı bir savaş patlak verdi.\nO felaketin karanlık bir kötülükle yüklü şok dalgaları Lang-Gan'ın üzerine çöktü. Bunun ardından, göklerin karanlığı temizleme konusundaki o sarsılmaz iradesi kendini gösterdi.\nKutsal irade, ilahi bir ceza gibi bir araya gelerek kadim krallığa saldırdı ve kirlenmiş topraklarını dünyadan silip süpürdü.\nZibai, gözettiği insanlar için bir umut ışığı elde etmek adına göklerin iradesine karşı geldi.\nBöylece ağır bir darbeyle ruhu üç parçaya ayrıldı, bir daha asla ölümlü dünyanın arzularına kulak asmayacaktı.\nFakat sebebi acıma duygusu muydu yoksa bir haini cezalandırma arzusu mu bilinmez ama olanları göklerden izleyen bir gölge, Zibai'a elini uzattı.\nO andan itibaren Zibai'ın koparılmış üç ruhu, tam dağılacakları andan önceki o kısacık zaman diliminde, saniyenin küçücük bir parçasında donup hapsoldu...\nVe özü, hem yaşamın hem de ölümün ulaşılamaz olduğu bir rüyada sonsuza dek dolaşmaya başladı."
|
||||
"Context": "Liyue'nin dört bir yanında anlatılan Beyaz At Adeptus efsanelerinin onun yok oluşundan doğduğunu çok az kişi bilir.\nO, binlerce yıl önce ölümlülerin yolculuğuna rehberlik etmek için göklerden inen bir elçiydi.\nO, Kum Kristallerinin ve değerli taşların diyarı kadim Lang-Gan krallığını gözetirdi. Krallığın halkına toprağı işlemeyi ve dokumayı öğreten oydu. Bunun bir sonucu olarak halk, bereketli hasatlarla zenginleşti ve ambarları dolup taştı.\nBöylece, o kadim krallığın halkı ona Toprak ve Tahıl Tanrısı olarak tapınmaya başladı.\nOnun bilge öğütleri altında Lang-Gan, birleşmiş medeniyetin parıldayan bir incisi olarak refaha kavuştu.\nNe var ki hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Dünyanın ötesinden öngörülemeyen bir felaket indi ve gökyüzünde yıkıcı bir savaş patlak verdi.\nO felaketin karanlık bir kötülükle yüklü şok dalgaları Lang-Gan'ın üzerine çöktü. Bunun ardından, göklerin karanlığı temizleme konusundaki o sarsılmaz iradesi kendini gösterdi.\nKutsal irade, ilahi bir ceza gibi bir araya gelerek kadim krallığa saldırdı ve kirlenmiş topraklarını dünyadan silip süpürdü.\nZibai, gözettiği insanlar için bir umut ışığı elde etmek adına göklerin iradesine karşı geldi.\nBöylece ağır bir darbeyle ruhu üç parçaya ayrıldı, bir daha asla ölümlü dünyanın arzularına kulak asmayacaktı.\nSebebi acıma duygusu muydu yoksa bir haini cezalandırma arzusu mu bilinmez ama olanları göklerden izleyen bir gölge, Zibai'a elini uzattı.\nO andan itibaren Zibai'ın koparılmış üç ruhu, tam dağılacakları andan önceki o kısacık zaman diliminde, saniyenin küçücük bir parçasında donup hapsoldu...\nVe özü, hem yaşamın hem de ölümün ulaşılamaz olduğu bir rüyada sonsuza dek dolaşmaya başladı."
|
||||
},
|
||||
{
|
||||
"Title": "Karakter Hikayesi 2",
|
||||
"Context": "Çok eski zamanlarda Zibai, ayların bir elçisi olarak ölümlü dünyaya indiğinde son derece sıra dışı bir varlıkla dostluk kurdu.\nHer ne kadar ölümlü bir insanın suretine bürünmüş olsa ve göz alıcı bir simaya sahip olsa da bulutların ve sisin üzerinde gezinebiliyor, dağları yerinden oynatıp denizleri doldurabiliyor, kayaları tuzla buz edip yeşim taşını toza dönüştürebiliyordu.\nAncak ilahi güçlerle yarışabilecek güçlere sahip olmasına rağmen melek ırkından değildi ve bu, Zibai'ı çok şaşırtmıştı.\nBir gün, Adeptus Büyülerinde yarışmak için dağların tepesinde buluşmak üzere anlaştılar, ancak vakit geldiğinde rakibi ortalıkta yoktu. Ufuktan gelen uzak bir gürültüden başka bir şey duyulmuyordu.\nZibai sesi takip etti ve bulutların üzerinde, şiddetli bir çatışmaya girmiş birbirinin aynısı üç figür gördü.\nKılıç seslerinin ortasında belli belirsiz bir savaş narası duyuldu: \"Toprağın Efendisi, Göğün Yıldızı!\"\nKısa bir süre sonra çatışma sona erdi ve üç figür birleşip tek bir vücut halinde Zibai'ın önüne indi. Figür, o sıra dışı arkadaşından başkası değildi.\nBu konu Zibai'ın çok ilgisini çekmişti. Arkadaşı sırlarını ondan saklamadı ve cömertçe paylaştı. Böylece Zibai kadim \"Üçlü Aforoz\" büyüsünü, yani \"Üç Fani Benlik\"i nasıl ayıracağını öğrenmiş oldu.\nBu sözde Fani Benlikler, uygulayıcının zihnini kirleten saf olmayan düşünceler ve kötü arzulardır. Onlar ortadan kaldırıldığında lekesiz, saf ve temiz benlik görünür hale gelir.\nAncak Zibai, göklerin ve Üç Ayın bir elçisi olarak, böyle sapkın düşünceler barındırmıyordu. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın Üç Fani Benliğini kesip atamadı.\nArkadaşı ise hiç istifini bozmadan yalnızca şunları söyledi: \"Göklerin iradesi değişkendir, yerinde durmaz; beyaz bulutlarsa süzülür ve gri tazılara dönüşür.\" Bunu söyledikten sonra arkasını dönüp gitti.\nO zamanlar insanlığa rehberlik edeceği o uzun yolculukta, insani duyguların kalbine nasıl sinsice kök salacağını henüz bilmiyordu.\nHatta daha uzak bir gelecekte, sevdiği ulusa verilen ilahi cezaya kendi gözleriyle tanık olduğunda hıncın, korkunun ve hüznün, tıpkı kemik artıklarına üşüşen kurtçuklar gibi ruhunu yavaş yavaş kemireceğini de henüz bilmiyordu.\nO anda Üç Fani Benliğini kesinlikle ayıracaktı. Eski benliğini terk edecek, ölümlülerin arasına saklanacak ve göklerden intikam almak için elindeki son fırsat kıvılcımını harlı tutacaktı.\nAncak arkadaşının dediği gibi, \"Göklerin iradesi değişkendir, yerinde durmaz; beyaz bulutlarsa süzülür ve gri tazılara dönüşür.\" Tam o anda, onu uzun süredir izleyen gölge, üzerine hem merhametten hem de lanetten örülü bir kafes geçirecekti."
|
||||
"Context": "Çok eski zamanlarda Zibai, ayların bir elçisi olarak ölümlü dünyaya indiğinde son derece sıra dışı bir varlıkla dostluk kurdu.\nHer ne kadar ölümlü bir insanın suretine bürünmüş olsa ve göz alıcı bir simaya sahip olsa da bulutların ve sisin üzerinde gezinebiliyor, dağları yerinden oynatıp denizleri doldurabiliyor, kayaları tuzla buz edip yeşim taşını toza dönüştürebiliyordu.\nAncak ilahi güçlerle yarışabilecek kuvvete sahip olmasına rağmen melek ırkından değildi ve bu, Zibai'ı çok şaşırtmıştı.\nBir gün, Adeptus Büyülerinde yarışmak için dağların tepesinde buluşmak üzere anlaştılar, ancak vakit geldiğinde rakibi ortalıkta yoktu. Ufuktan gelen uzak bir gürültüden başka bir şey duyulmuyordu.\nZibai sesi takip etti ve bulutların üzerinde, şiddetli bir çatışmaya girmiş birbirinin aynısı üç figür gördü.\nKılıç seslerinin ortasında belli belirsiz bir savaş narası duyuldu: \"Toprağın Efendisi, Göğün Yıldızı!\"\nKısa bir süre sonra çatışma sona erdi ve üç figür birleşip tek bir vücut halinde Zibai'ın önüne indi. Figür, o sıra dışı arkadaşından başkası değildi.\nBu konu Zibai'ın çok ilgisini çekmişti. Arkadaşı sırlarını ondan saklamadı ve cömertçe paylaştı. Böylece Zibai kadim \"Üçlü Aforoz\" büyüsünü, yani \"Üç Fani Benlik\"i nasıl ayıracağını öğrenmiş oldu.\nBu sözde Fani Benlikler, uygulayıcının zihnini kirleten saf olmayan düşünceler ve kötü arzulardır. Onlar ortadan kaldırıldığında lekesiz, saf ve temiz benlik görünür hale gelir.\nAncak Zibai, göklerin ve Üç Ayın bir elçisi olarak, böyle sapkın düşünceler barındırmıyordu. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın Üç Fani Benliğini kesip atamadı.\nArkadaşı ise hiç istifini bozmadan yalnızca şunları söyledi: \"Göklerin iradesi değişkendir, yerinde durmaz; beyaz bulutlarsa süzülür ve gri tazılara dönüşür.\" Bunu söyledikten sonra arkasını dönüp gitti.\nO zamanlar insanlığa rehberlik edeceği o uzun yolculukta, insani duyguların kalbine nasıl sinsice kök salacağını henüz bilmiyordu.\nHatta daha uzak bir gelecekte, sevdiği ulusa verilen ilahi cezaya kendi gözleriyle tanık olduğunda hıncın, korkunun ve hüznün, tıpkı kemik artıklarına üşüşen kurtçuklar gibi ruhunu yavaş yavaş kemireceğini de henüz bilmiyordu.\nO anda Üç Fani Benliğini kesinlikle ayıracaktı. Eski benliğini terk edecek, ölümlülerin arasına saklanacak ve göklerden intikam almak için elindeki son fırsat kıvılcımını harlı tutacaktı.\nAncak arkadaşının dediği gibi, \"Göklerin iradesi değişkendir, yerinde durmaz; beyaz bulutlarsa süzülür ve gri tazılara dönüşür.\" Tam o anda, onu uzun süredir izleyen gölge, üzerine hem merhametten hem de lanetten örülü bir kafes geçirecekti."
|
||||
},
|
||||
{
|
||||
"Title": "Karakter Hikayesi 3",
|
||||
|
||||
Reference in New Issue
Block a user