完成6.5角色元数据

This commit is contained in:
Ddggdd135
2026-04-30 20:15:33 +08:00
parent 0244bcbf65
commit 8076a87d9a
765 changed files with 18927 additions and 2516 deletions

View File

@@ -1213,7 +1213,7 @@
"FetterStories": [
{
"Title": "Karakter Ayrıntıları",
"Context": "Liyue efsanelerinde gizemli bir Beyaz At Adeptustan bahsedilir.\nOnun hikayesinin izlerine kitaplarda ve halk hikayelerinde rastlanabilir. Ancak bu kaynaklarda onun görünüşüyle ilgili anlatılanlar hiçbir zaman birbirini tutmaz.\nBazıları onun kar gibi beyaz bir at olduğunu ve Hükümdarlar Savaşı günlerinde Rex Lapis'in ölümlüler diyarında üstünlük elde etmesine yardım ettiğini söyler.\nKimileri altına çalmış kehribar gözlerinin, zamanın ıssız çorak topraklarının içine bakabilme gücü taşıdığını fısıldar.\nKimileriyse onun her zaman ayda yaşadığını, ölümlülerin dileklerini dinlediğini ve aşağıdaki titreyen ışıkların bulunduğu dünyaya göz kulak olduğunu iddia eder.\nAncak bu anlatılardan hiçbiri onun görünüşünü gerçekten yakalayamamış ya da formunun bir benzerini resmedememiştir.\nGerek çay saatlerinin o tatlı muhabbetlerinde gerekse mürekkeple bezenmiş parşömenlere taşan münazaralarda, her bir bakış açısı anahtar deliğinden bakmak gibiydi... Bütünü asla göstermez, sadece parçaları yakalardı.\nHer halükarda o kutsal bir ışık parçası, karlar üstünde yürüyen ve sabah olunca ayak izleri silinip giden bir yaban kazı gibiydi.\nYine de onun geçmişi fani dünyanın tozları arasında yaşamaya devam ediyor. Hikayesi de bir gün, onu arayanlar tarafından elbet gün yüzüne çıkarılacak."
"Context": "Liyue efsanelerinde gizemli bir Beyaz At Adeptus'tan bahsedilir.\nOnun hikayesinin izlerine kitaplarda ve halk hikayelerinde rastlanabilir. Ancak bu kaynaklarda onun görünüşüyle ilgili anlatılanlar hiçbir zaman birbirini tutmaz.\nBazıları onun kar gibi beyaz bir at olduğunu ve Hükümdarlar Savaşı günlerinde Rex Lapis'in ölümlüler diyarında üstünlük elde etmesine yardım ettiğini söyler.\nKimileri altına çalmış kehribar gözlerinin, zamanın ıssız çorak topraklarının içine bakabilme gücü taşıdığını fısıldar.\nKimileriyse onun her zaman ayda yaşadığını, ölümlülerin dileklerini dinlediğini ve aşağıdaki titreyen ışıkların bulunduğu dünyaya göz kulak olduğunu iddia eder.\nAncak bu anlatılardan hiçbiri onun görünüşünü gerçekten yakalayamamış ya da formunun bir benzerini resmedememiştir.\nGerek çay saatlerinin o tatlı muhabbetlerinde gerekse mürekkeple bezenmiş parşömenlere taşan münazaralarda, her bir bakış açısı anahtar deliğinden bakmak gibiydi... Bütünü asla göstermez, sadece parçaları yakalardı.\nHer halükarda o kutsal bir ışık parçası, karlar üstünde yürüyen ve sabah olunca ayak izleri silinip giden bir yaban kazı gibiydi.\nYine de onun geçmişi fani dünyanın tozları arasında yaşamaya devam ediyor. Hikayesi de bir gün, onu arayanlar tarafından elbet gün yüzüne çıkarılacak."
},
{
"Title": "Karakter Hikayesi 1",
@@ -1221,7 +1221,7 @@
},
{
"Title": "Karakter Hikayesi 2",
"Context": "Çok eski zamanlarda Zibai, ayların bir elçisi olarak ölümlü dünyaya indiğinde son derece sıra dışı bir varlıkla dostluk kurdu.\nHer ne kadar ölümlü bir insanın suretine bürünmüş olsa ve göz alıcı bir simaya sahip olsa da bulutların ve sisin üzerinde gezinebiliyor, dağları yerinden oynatıp denizleri doldurabiliyor, kayaları tuzla buz edip yeşim taşını toza dönüştürebiliyordu.\nAncak ilahi güçlerle yarışabilecek kuvvete sahip olmasına rağmen melek ırkından değildi ve bu, Zibai'ı çok şaşırtmıştı.\nBir gün, Adeptus Büyülerinde yarışmak için dağların tepesinde buluşmak üzere anlaştılar, ancak vakit geldiğinde rakibi ortalıkta yoktu. Ufuktan gelen uzak bir gürültüden başka bir şey duyulmuyordu.\nZibai sesi takip etti ve bulutların üzerinde, şiddetli bir çatışmaya girmiş birbirinin aynısı üç figür gördü.\nKılıç seslerinin ortasında belli belirsiz bir savaş narası duyuldu: \"Toprağın Efendisi, Göğün Yıldızı!\"\nKısa bir süre sonra çatışma sona erdi ve üç figür birleşip tek bir vücut halinde Zibai'ın önüne indi. Figür, o sıra dışı arkadaşından başkası değildi.\nBu konu Zibai'ın çok ilgisini çekmişti. Arkadaşı sırlarını ondan saklamadı ve cömertçe paylaştı. Böylece Zibai kadim \"Üçlü Aforoz\" büyüsünü, yani \"Üç Fani Benlik\"i nasıl ayıracağını öğrenmiş oldu.\nBu sözde Fani Benlikler, uygulayıcının zihnini kirleten saf olmayan düşünceler ve kötü arzulardır. Onlar ortadan kaldırıldığında lekesiz, saf ve temiz benlik görünür hale gelir.\nAncak Zibai, göklerin ve Üç Ayın bir elçisi olarak, böyle sapkın düşünceler barındırmıyordu. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın Üç Fani Benliğini kesip atamadı.\nArkadaşı ise hiç istifini bozmadan yalnızca şunları söyledi: \"Göklerin iradesi değişkendir, yerinde durmaz; beyaz bulutlarsa süzülür ve gri tazılara dönüşür.\" Bunu söyledikten sonra arkasını dönüp gitti.\nO zamanlar insanlığa rehberlik edeceği o uzun yolculukta, insani duyguların kalbine nasıl sinsice kök salacağını henüz bilmiyordu.\nHatta daha uzak bir gelecekte, sevdiği ulusa verilen ilahi cezaya kendi gözleriyle tanık olduğunda hıncın, korkunun ve hüznün, tıpkı kemik artıklarına üşüşen kurtçuklar gibi ruhunu yavaş yavaş kemireceğini de henüz bilmiyordu.\nO anda Üç Fani Benliğini kesinlikle ayıracaktı. Eski benliğini terk edecek, ölümlülerin arasına saklanacak ve göklerden intikam almak için elindeki son fırsat kıvılcımını harlı tutacaktı.\nAncak arkadaşının dediği gibi, \"Göklerin iradesi değişkendir, yerinde durmaz; beyaz bulutlarsa süzülür ve gri tazılara dönüşür.\" Tam o anda, onu uzun süredir izleyen gölge, üzerine hem merhametten hem de lanetten örülü bir kafes geçirecekti."
"Context": "Çok eski zamanlarda Zibai, ayların bir elçisi olarak ölümlü dünyaya indiğinde son derece sıra dışı bir varlıkla dostluk kurdu.\nHer ne kadar ölümlü bir insanın suretine bürünmüş olsa ve göz alıcı bir simaya sahip olsa da bulutların ve sisin üzerinde gezinebiliyor, dağları yerinden oynatıp denizleri doldurabiliyor, kayaları tuzla buz edip yeşim taşını toza dönüştürebiliyordu.\nAncak ilahi güçlerle yarışabilecek güçlere sahip olmasına rağmen melek ırkından değildi ve bu, Zibai'ı çok şaşırtmıştı.\nBir gün, Adeptus Büyülerinde yarışmak için dağların tepesinde buluşmak üzere anlaştılar, ancak vakit geldiğinde rakibi ortalıkta yoktu. Ufuktan gelen uzak bir gürültüden başka bir şey duyulmuyordu.\nZibai sesi takip etti ve bulutların üzerinde, şiddetli bir çatışmaya girmiş birbirinin aynısı üç figür gördü.\nKılıç seslerinin ortasında belli belirsiz bir savaş narası duyuldu: \"Toprağın Efendisi, Göğün Yıldızı!\"\nKısa bir süre sonra çatışma sona erdi ve üç figür birleşip tek bir vücut halinde Zibai'ın önüne indi. Figür, o sıra dışı arkadaşından başkası değildi.\nBu konu Zibai'ın çok ilgisini çekmişti. Arkadaşı sırlarını ondan saklamadı ve cömertçe paylaştı. Böylece Zibai kadim \"Üçlü Aforoz\" büyüsünü, yani \"Üç Fani Benlik\"i nasıl ayıracağını öğrenmiş oldu.\nBu sözde Fani Benlikler, uygulayıcının zihnini kirleten saf olmayan düşünceler ve kötü arzulardır. Onlar ortadan kaldırıldığında lekesiz, saf ve temiz benlik görünür hale gelir.\nAncak Zibai, göklerin ve Üç Ayın bir elçisi olarak, böyle sapkın düşünceler barındırmıyordu. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın Üç Fani Benliğini kesip atamadı.\nArkadaşı ise hiç istifini bozmadan yalnızca şunları söyledi: \"Göklerin iradesi değişkendir, yerinde durmaz; beyaz bulutlarsa süzülür ve gri tazılara dönüşür.\" Bunu söyledikten sonra arkasını dönüp gitti.\nO zamanlar insanlığa rehberlik edeceği o uzun yolculukta, insani duyguların kalbine nasıl sinsice kök salacağını henüz bilmiyordu.\nHatta daha uzak bir gelecekte, sevdiği ulusa verilen ilahi cezaya kendi gözleriyle tanık olduğunda hıncın, korkunun ve hüznün, tıpkı et yiyen bir kangren gibi ruhunu yavaş yavaş kemireceğini de henüz bilmiyordu.\nO anda Üç Fani Benliğini kesinlikle ayıracaktı. Eski benliğini terk edecek, ölümlülerin arasına saklanacak ve göklerden intikam almak için elindeki son fırsat kıvılcımını harlı tutacaktı.\nAncak arkadaşının dediği gibi, \"Göklerin iradesi değişkendir, yerinde durmaz; beyaz bulutlarsa süzülür ve gri tazılara dönüşür.\" Tam o anda, onu uzun süredir izleyen gölge, üzerine hem merhametten hem de lanetten örülü bir kafes geçirecekti."
},
{
"Title": "Karakter Hikayesi 3",
@@ -1229,7 +1229,7 @@
},
{
"Title": "Karakter Hikayesi 4",
"Context": "Liyue efsanelerinde sık sık ortaya çıkan Beyaz At Adeptus, Zibai'ın ayırdığı Üçüncü Fani Benlik olan Ziqiao'dur.\nQingce Köyü'ndeki yaşlıların deyimiyle o, \"Toprağın Efendisi'ne savaşlarda yardım eden Beyaz At\"tı.\nChenyu Vadisi klanlarına göre \"Zaman'ın Kızı\"ydı.\n\"Tao Dou'nun Arındırılması\"ndaki \"Altın Gözlü Seladon Kısrak\"tı.\nHatta Lu klanının tarihçesine göre \"beş yüz yıllık uçurumu aşan\" Beyaz At Adeptus da oydu.\nHükümdarlar Savaşı zamanında Toprak Hükümdarı tarafından \"Ay Yutan Zhanzhu\" tablosundan kurtarıldı ve savaşlarda hükümdara yardım etmesi için bir sözleşme yapıldı.\nYine de üzerindeki zamanın izleri, kadim Toprak Hükümdarı üzerinde açıklanamaz bir etki yaratmaya devam etti.\nBöylece Ziqiao, Hükümdarlar Savaşı'ndan sonra bir tehdit oluşturduğunun bilincinde olarak ormanlık dağlara çekildi ve bir daha asla ölümlüler diyarında görülmedi.\nNe var ki yaratılışı gereği gamsız ve başına buyruktu, güçlerini sergilemekten büyük bir zevk alırdı. Fanilerin ömürleri yüz yılı zar zor aştığından zamanın izleri onun üzerinde pek de bir iz bırakmadı.\nBu yüzden bazen kendini keder içindeki fanilere gösterirdi. Onlara zor durumlarında yardım ederken, bir yandan da sessizce göğün çöküp yerin kendi içine battığı zamandan önceki hikayeleri aktarırdı.\nAma insanların kaydettiği hikayeler onun asıl niyetinden uzaklaşacak olursa muhtemelen şöyle bir göz atıp onları bir kenara fırlatırdı.\nNe de olsa o, ıssız doğada özgürce dörtnala koşan bir yaban atı gibiydi ve hiçbir şey onun dizginlerini zapt edemezdi.\nZibai'ın yok oluşundan doğmuş olsa da onun gemini takmayı veya bir başkasının mahmuzlarının acısına katlanmayı kaderi olarak görmüyordu.\nZamanın sonuna zarafet ve coşkuyla sıçramaya, sonra da büyük bir patlama sesiyle ışıldayan bir altın tozu bulutuna dönüşmeye hep hazırdır."
"Context": "Liyue efsanelerinde sık sık ortaya çıkan Beyaz At Adeptus, Zibai'ın ayırdığı Üçüncü Fani Benlik olan Zijiao'dur.\nQingce Köyü'ndeki yaşlıların deyimiyle o, \"Toprağın Efendisi'ne savaşlarda yardım eden Beyaz At\"tı.\nChenyu Vadisi klanlarına göre \"Zaman'ın Kızı\"ydı.\n\"Tao Dou'nun Arındırılması\"ndaki \"Altın Gözlü Seladon Kısrak\"tı.\nHatta Lu klanının tarihçesine göre \"beş yüz yıllık uçurumu aşan\" Beyaz At Adeptus da oydu.\nHükümdarlar Savaşı zamanında Toprak Hükümdarı tarafından \"Ay Yutan Zhanzhu\" tablosundan kurtarıldı ve savaşlarda hükümdara yardım etmesi için bir sözleşme yapıldı.\nYine de üzerindeki zamanın izleri, kadim Toprak Hükümdarı üzerinde açıklanamaz bir etki yaratmaya devam etti.\nBöylece Zijiao, Hükümdarlar Savaşı'ndan sonra bir tehdit oluşturduğunun bilincinde olarak ormanlık dağlara çekildi ve bir daha asla ölümlüler diyarında görülmedi.\nNe var ki yaratılışı gereği gamsız ve başına buyruktu, güçlerini sergilemekten büyük bir zevk alırdı. Fanilerin ömürleri yüz yılı zar zor aştığından zamanın izleri onun üzerinde pek de bir iz bırakmadı.\nBu yüzden bazen kendini keder içindeki fanilere gösterirdi. Onlara zor durumlarında yardım ederken, bir yandan da sessizce göğün çöküp yerin kendi içine battığı zamandan önceki hikayeleri aktarırdı.\nAma insanların kaydettiği hikayeler onun asıl niyetinden uzaklaşacak olursa muhtemelen şöyle bir göz atıp onları bir kenara fırlatırdı.\nNe de olsa o, ıssız doğada özgürce dörtnala koşan bir yaban atı gibiydi ve hiçbir şey onun dizginlerini zapt edemezdi.\nZibai'ın yok oluşundan doğmuş olsa da onun gemini takmayı veya bir başkasının mahmuzlarının acısına katlanmayı kaderi olarak görmüyordu.\nZamanın sonuna zarafet ve coşkuyla sıçramaya, sonra da büyük bir patlama sesiyle ışıldayan bir altın tozu bulutuna dönüşmeye hep hazırdır."
},
{
"Title": "Karakter Hikayesi 5",